23 Nisan 2009 Perşembe
Döküntü
Köklerime sızıyor eriyen göz’bebeklerin
Köklerimde sızıp kalıyor yine bir intihar sonrası.
Olmamış bir şeyi olmuş gibi gösterme çabası değil bu
Bedeninden arda kalan kırıntıların
Hala senmişsin gibi davranmalarından
Doğuyor tüm bu zihni kırık tavırlar.
Çünkü hiçbir döküntü, senin izlerini taşıyamıyor teninden ayrıldıktan sonra.
Oysa bende hala söz sahibisin
Hala dudaklarımda uyuyor parmak izlerin !
Bilmiyorum saçlarıma mı asmalıyım adını barındıran harfleri
Kaldırım taşlarına mı kazımalıyım,
Bir sokak çocuğuna mı bağışlamalıyım…
Söylesene be adam !
Beynimin çıkmaz sapaklarına kilitleyip
Yerin yedi kat dibine mi atmalıyım yoksa ?
Göz’bebeklerin sızıyor yine asırlık köklerime
Yapraklarımı çürütüyorsun !
Gidiyorsun sonra
Ölmüyorum ama…
Ah hala anlamıyor musun,
Hiçbir umut yeşermeden kurumuyor işte
Hiçbir ben
Vazgeçemiyor senin hiçbir gülüşünden !
Ah… Kimse bilmiyor
Biz,
Tek bir tohumu bile yaşatamayacak kadar kuruyduk aslında.
Çünkü yağmur
Bizi kandırmaya yetecek kadar
Islak olamadı hiçbir zaman !
Diplerden bir not : Beni kim öldürebilir ki/Benden başka !?
12 Nisan 2009 Pazar
Faili Ben
Ben, hiçbir zaman bir elmayı tek seferde soymayı beceremedim.
Gitmene yataklık eden yolların damarlarını kesemediğim gibi !
Genetik bir hastalık gibi sardı kış yeryüzünü
Oysa ne ellerin vardı ellerimi ısıtabilecek
Ne de ceplerim.
Isırdı soğuk
Artık ellerim yok !
Yüzümde durmadan büyüyen bir sivilce gibiydin.
Bir kez sıksam dağılırdın,
Cesaret edemedim.
Bu kopardığın kaçıncı gün tenimden bilmiyorum.
Yarına düşebilmek için yeterli gücüm kaldı mı, onu da bilmiyorum.
Kansere yenik düşmüş bir hastanın ölümü beklemesi gibi
Hala bir enstrümantalde yüzünü arıyorum !
Aslında hiçbir şarkıyı haketmiyorsun !
Çok kez törpüledim ucunu kelimelerimin.
Çok kez tarttım.
Seninkiler hep eksik çıktı.
Ortaya çıkarmaya korktuğun çok iplerin vardı.
Hani hikayenin en heyecanlı yerinde uykuya yenik düşüp uyuyan bir çocuğun
Suçlu bizmişiz gibi üzerimize lanetler yağdırdığı geceden kalmıştı ya bu ayrılık,
Dün sabah rüyasında öldürdüm onu,
Hadi gel artık !
İlknur Er
3 Nisan 2009 Cuma
M'asal
Ben, avuçlarımı bir bıçakla keser gibi sevdim seni.
Ne/densizce…
Çünkü seni sevmek,
Göç mevsimi gelmiş bir güvercinin yuvasından ayrılamaması gibiydi.
Seni sevmek,
Dalgaların yıkacağını bile bile tekrar yapmaktan usanmadığım kaleler gibiydi.
Bir çok saç döktüm.
Çokca saçlarıma düğümlediğin yarım masalları döktüm.
Böbreklerime taş gibi oturan gülüşlerini döktüm.
Ardından düşlerimi sellere maruz bırakan
Göz yataklarımdan ne çok yaş döktüm.
Ama sen hep gittin.
Hiç görmedin !
Ah bu kaçıncı fay çıkışı dudaklarımdan !?
Oysa şimdi ağlasam,
İklimini değiştirebilirdim o kurak şehrin !
Hiçbir dine uymayan inançlara sahipti gözlerin.
Aslında seni sevmek,
Biraz da aykırı gelmekti anayasaya ki
Yasaları ihlal edip
Maddesel yollarla girmeye çalışırdım hep bedenine.
Çünkü seninle beni içeren denklemler
Hiçbir zaman laikliği vermemişti !
Üzerine bastığım bir karıncanın
Yaşayabilme ihtimaliydin sen.
Hep gidilmesi en zor çizgideydin.
Ve ben seni,
Bedenimi tüketircesine sevmiştim !
İlknur Er
Ne/densizce…
Çünkü seni sevmek,
Göç mevsimi gelmiş bir güvercinin yuvasından ayrılamaması gibiydi.
Seni sevmek,
Dalgaların yıkacağını bile bile tekrar yapmaktan usanmadığım kaleler gibiydi.
Bir çok saç döktüm.
Çokca saçlarıma düğümlediğin yarım masalları döktüm.
Böbreklerime taş gibi oturan gülüşlerini döktüm.
Ardından düşlerimi sellere maruz bırakan
Göz yataklarımdan ne çok yaş döktüm.
Ama sen hep gittin.
Hiç görmedin !
Ah bu kaçıncı fay çıkışı dudaklarımdan !?
Oysa şimdi ağlasam,
İklimini değiştirebilirdim o kurak şehrin !
Hiçbir dine uymayan inançlara sahipti gözlerin.
Aslında seni sevmek,
Biraz da aykırı gelmekti anayasaya ki
Yasaları ihlal edip
Maddesel yollarla girmeye çalışırdım hep bedenine.
Çünkü seninle beni içeren denklemler
Hiçbir zaman laikliği vermemişti !
Üzerine bastığım bir karıncanın
Yaşayabilme ihtimaliydin sen.
Hep gidilmesi en zor çizgideydin.
Ve ben seni,
Bedenimi tüketircesine sevmiştim !
İlknur Er
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
