Bir kez solusan nefesimi
Nefesim olsan hani.
Sen; hiç tanımadığım bir şehirdin
Ve iklimin coğrafyama aykırıydı
Gözlerimle sulamıştım kurak topraklarını.
Adının her harfinde bir intihar gizlenirdi.
Her gece sırayla çıkarırdın kırık sandalyeye uzuvlarımı.
Sanki usul usul erirdi bedenim.
Sanki, her gece içimde bir iç isyan çıkarır gibiydin.
Ah şiddetli finansal dalgalarda boğulmalı şimdi gözlerin !
Bu gece avuçlarını aç
Ben yağacağım kana kana.
Her sokağında,
Dudaklarının devrime teşkil eden yansımalarını ilan edecek
Saklamaya çalıştığın gülüşlerin.
Sen, yıkılmış medeniyetlerimin
Avuçlarımın içine çizdiği son çizgiydin !
Ruhumu al şimdi, sakla ceplerinde
Bedenimi fırlatıp at dudaklarından aşağı
Nasıl olsa, boykota teslimdi kemiklerim.
Zaruri bir beyin ameliyatı kadar muhtaçtım
Yosun tutmuş gözlerinde barındırdığın
Son dakika tirajlı, sıcak haberlerinde saklanan siyasal kalp krizlerine.
Sen; beklenmeyen bir yağmurdun kılcallarımda.
Dokularıma kadar işlemiştin.
Hani kanıma bulasan ellerini
Ellerinde ölecek gibiydim.
Ah ılık ılık yak beni
Alnında nüksetmeliyim, yüksek ateşlerinde.
Tırnaklarıma kazımalısın özgürlüğün adını.
Bedenini bedenime nakletmelisin.
Çünkü biz, sosyalist bir üçgenin bulunamayan dördüncü açısı olmuştuk her zaman,
Çünkü, babamın masallarındaki gibi uzun saçlarım olmadı
Sana uzatabileceğim.
Sen sevgilim,
Hiç tanımadığım bir şehirdin
Ve ben tek bir sokağını bile ezberlemeyi becerememiştim !
İlknur ER
25 Temmuz 2009 Cumartesi
12 Temmuz 2009 Pazar
G'üz
Kimse söylememişti bana,
Yüzün, dökülen yapraklarından ibaretti güzün.
Bir bahar sabahı,
Narkoz karışmış kanımla kaynadım sana.
Gelmeliydin
Ve boş kalmamalıydı ellerim.
Evet bahardı ve sondu.
Çalıdan kuşlar getirdin bana.
Ellerini getirdin, gözlerini…
Gittin sonra.
Oysa farkına bile varmamıştın
Attığın her adımda koca bir saltanatı ikiye ayırdığının !
Güneş altındaki bir buzun hayatta kalma savaşıydık biz seninle.
Erimekten başka yolumuz da yoktu aslında.
Ya da küçük bir çocuğun kırıp fırlattığı bir oyuncaktık.
Bir bütün olarak fazla yaşayamamıştık !
Ve sen,
Annemin hep uzak durmamı söylediği, benimse inadına içine düştüğüm
Aşk’tın, bitmek bilmez yollarınla…
Ayrılık oldun sonra,
Yalnızlık oldun.
Karnımda sancılar yarattın her gece.
Şimdi ikimize dair kurulan hiçbir cümlede özne yok !
Çünkü hiçbir kelime bizi anlatmaya yetecek kadar güçlü değil artık.
Ve inan, her ayak bastığında sen bu şehre
Yedi tepenin her birinde bir küçük kız çocuğunu ağlatıyorsun.
Tenini yakıyor kokun,
Avuçların ellerini donduruyor.
Gülüyorsun
Ve onlar
Ölüyor !
Evet kimse söylememişti bana,
Yüzün, umutları dallarında çürüttüğün ihanetlerinden ibaretti güzün !
~masalanokta~
İlknur ER
Yüzün, dökülen yapraklarından ibaretti güzün.
Bir bahar sabahı,
Narkoz karışmış kanımla kaynadım sana.
Gelmeliydin
Ve boş kalmamalıydı ellerim.
Evet bahardı ve sondu.
Çalıdan kuşlar getirdin bana.
Ellerini getirdin, gözlerini…
Gittin sonra.
Oysa farkına bile varmamıştın
Attığın her adımda koca bir saltanatı ikiye ayırdığının !
Güneş altındaki bir buzun hayatta kalma savaşıydık biz seninle.
Erimekten başka yolumuz da yoktu aslında.
Ya da küçük bir çocuğun kırıp fırlattığı bir oyuncaktık.
Bir bütün olarak fazla yaşayamamıştık !
Ve sen,
Annemin hep uzak durmamı söylediği, benimse inadına içine düştüğüm
Aşk’tın, bitmek bilmez yollarınla…
Ayrılık oldun sonra,
Yalnızlık oldun.
Karnımda sancılar yarattın her gece.
Şimdi ikimize dair kurulan hiçbir cümlede özne yok !
Çünkü hiçbir kelime bizi anlatmaya yetecek kadar güçlü değil artık.
Ve inan, her ayak bastığında sen bu şehre
Yedi tepenin her birinde bir küçük kız çocuğunu ağlatıyorsun.
Tenini yakıyor kokun,
Avuçların ellerini donduruyor.
Gülüyorsun
Ve onlar
Ölüyor !
Evet kimse söylememişti bana,
Yüzün, umutları dallarında çürüttüğün ihanetlerinden ibaretti güzün !
~masalanokta~
İlknur ER
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
